Psikolojinin Gelişimi

Psikolojinin Gelişimi
Psikoloji insan-hayvan davranışları ve bilişsel süreçleriyle ilgilenir, 125 yıllık bir tarihi vardır. Psikoloji, 1800'lerin sonu ve 1900'lerin başında felsefeden ayrılmasıyla bir bilim dalı haline gelmeye başlamıştır. Psikolojinin bilim olarak kabul görmesinin ardından konu ile ilgili değişik görüşleri benimseyen farklı farklı okullar ortaya çıkmıştır.

Bunlardan ilki yapısalcılık (structuralism) okuludur. Wilhelm Wundt ilk psikoloji laboratuvarını kurduğu zaman psikolojinin konusunun bilinç ve bilinci meydana getiren zihinsel olaylar olduğunu ileri sürmüştü. Struktur, Almancada yapı, bünye anlamına gelir. Psikoloji alanında ilk bilimsel çalışmalara girişen Wundt ve arkadaşları, bilinç olaylarının yapısal açıdan çözümlenmesi ile psikolojik olayların daha iyi anlaşılabileceğini ortaya atmışlardır. Yapısalcılar her öğenin bir duyum (sensation) olması gerektiğini düşündüler ve bu öğelerin incelenmesi için içebakış (introspective) dedikleri özel bir teknik kullandılar.

Bir başka okul ise Darwin'in evrim kuramından etkilenen ve kurucuları William James ve John Dewey olan işlevselcilik (functionalism) dir. James'in 1890' da yayınlanan "The Principles of Psychology" kitabı işlevci bakışı ortaya koyan klasikleşmiş bir eserdir. İşlevselciler, yalnızca zihin yapısını değil, davranışın ve zihinsel yaşamın uyumsal işlevlerini de incelemişlerdir.

1910'lu ve 1930'lu yıllarda John B. Watson tarafından ortaya atılan Pavlov ile Dashiel'in öncülüğünde geliştirilen davranışcılık (behavioralism) okulu ise içe bakış tekniğini tümüyle reddeder ve psikolojinin sadece davranışların incelenmesi ile sınırlandırılması gereken bir bilim olduğunu ileri sürer.

Başka etkili bir okul ise Geştalt Psikolojisidir ve Almanya'da gelişmiştir. Bu okul diğer okulların parçacı yaklaşımına karşı çıkar ve bu okulun psikologlarına göre davranışlarımız ve yaşantılarımız basit öğelerin birleşiminden oluşmaz. Önce Almanya'da başlamış olan bu akım daha sonra Karl Koffka ve Wolfgang Köhler'in Amerika'ya gidip yerleşmeleri ve orada yayımlarda bulunmaları ile Amerika'da gelişmeye başlamıştır. Bazı Geştalt psikloglarının hoşlandıkları bir deyişle "Bütün parçaların toplamından fazladır" (Whole is greater than sum of its parts).

Psikoloji okulları bu tartışmaları sürdürürken psikiyatri uygulama alanında psikoanaliz (psychoanalysis) denen başka bir görüş doğdu. Psikoanaliz 1885 ve 1939 yılları arasında Sigmund Freud tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Nevrotik hastalardan edindiği izlenim ve bilgilere dayanarak Freud bastırılmış içgüdülerin kişilik yapısında önemli rol oynadığını ileri sürmüştür. Günümüzde bahsi geçen psikoloji okullarının çoğu yok olmuş ve iki genel yaklaşım, insancıl (humanistic) ve modern davranışcılık görüşleri hakim olmuştur.

Psikolojiyi bir bütün yapan davranışa duyulan ilgidir. Ancak bu ilginin çeşitli şekillerde ortaya çıkmasından dolayı psikolojinin bir çok alt dalı oluşmuştur. Bu bilgiler öylesine farklıdır ki "Bir psikoloji yoktur, psikolojiler vardır" denilebilir. Fakat sonuç olarak hepsi davranış üzerinde odaklanır. 

Yorum Yaz